Psikolojik Danışmanlık ve
Evlilik Terapileri Merkezi

Anaokuluna Yeni Başlayan Çocuklar ve Adaptasyon Süreci

Anaokuluna Yeni Başlayan Çocuklar ve Adaptasyon Süreci

Çocukların da yetişkin insanlar gibi yeni girilen ortamlara ve ilk defa karşılaşılan durumlara uyum sağlama süreci vardır. Bu sürecin uzunluğu çocuğun sosyal zekâsına, mizacına(bağımsızlık ve özgürlük isteğine), güven duygusuna(bakım verenine ve dolayısıyla kendine), uyum düzeyine bağlıdır. Bazı çocuklar daha dışa dönük ve daha sosyal olma eğilimindedirler, bazı çocuklar ise öncelikle bulundukları ortamı tanımaya ve incelemeye öncelik verir. 

Bazı çocuklar ise anne babalarından ayrılmanın kaygısını çekerler. Bu kaygı genellikle bakım verene (anne, baba, anneanne, dadı vb.) karşı yaşanılan güvensizliğe bağlıdır. Bakım veren kişi tarafından terk edileceğini düşünen çocuk elbette ki yalnız başına kalacağı bir ortama girerken endişe duyar. Bu yüzden çocukla güvene dayalı bir ilişki kurulması çok önemlidir. Ebeveynlerin yaptığı en büyük hatalardan biri, çocuğun ağlamasından kaçınmak için o görmeden ortamı terk etmektir. Halbuki önemli olan çocuğun ağlamaması değil, durumu anlaması ve içinin rahat olmasıdır. Anne babasına yeterince güven oluşturamamış ve ayrışmayı tam gerçekleştirememiş bebeklerin ağlaması olasıdır. Bu yüzden çocuklar ayrışma sürecinde bir geçiş nesnesi kullanmaya ihtiyaç duyabilirler. Bu tür nesneler çocuktan zorla alınmamalıdır, yıkanmamalıdır, hatta mümkünse okula da onunla gelmesi sağlanmalıdır. Anne baba, çocuğa güven aşılamak için, çocuğun ihtiyaçlarına mümkün olduğunca en kısa sürede cevap vermelidir. Eğer çocuğun bedensel ya da ruhsal ihtiyaçlarına hemen karşılık verilmezse, çocuk ilgiye layık olmadığını ve değersiz olduğunu düşünebilir. Çocuğun bilinçdışına yerleşen bu düşünce ise yetişkin yaşamını ve insanlarla olan ilişkilerini etkiler. Örneğin, çocuğun ihtiyaç duyduğu şey meme emme ya da mama ise, ağlamaya başladıktan sonraki süreçte, bakım veren kişinin bu ihtiyacı doğru tahlil etmesi ve mümkün olduğu kadar hızlıca cevap vermesi gerekmektedir. Anne babaya yeterince güvenen çocuk, bulunduğu farklı ortamlara da güvenebilir. En başlarda kaygılanması normaldir ama öğretmenleriyle zamanla kuracağı güven ilişkisi, akşam annesini ya da babasını evde bulması ve terk edilmediğini anlaması durumu kolaylaştıracaktır. 

Daha büyük çocuklar için de aslında durum çok farklı değildir. 3-6 yaş grubu çocuklar anne babalarından ayrışmış ve kendilerini bakım veren kişiden ayrı bireyler olarak görmeye başlayan çocuklardır. Yine de güven duygusu çok iyi gelişememiş olan çocuklar, okulun ilk günlerinde ağlama, suskunlaşma gibi tepkiler verebilirler. Burada önemli olan, ailenin tutarlı ve kendine güvenli davranmasıdır. Çocuğun yanında sürekli “Bizim çocuk da okula gidince hep ağlıyor”, “Alışamadı”, “Ay ne yapacağız şimdi!”, “Yine başlıyoruz” gibi cümleler kullanılması, çocukta daha fazla kaygıya neden olur. Bu cümlelerle şartlanan çocuk ağlamayacak olsa bile ağlamaya başlar. Bunun sebebi anne babasının kaygısını anlayıp, bu kaygıya uygun cevabı vermek istemesidir. Böylelikle işi daha da zorlaştıracak ve daha fazla ilgi toplamaya başlayacaktır. Burada ailenin ne kadar kararlı olduğu ve çocuğuna karşı ne kadar tutarlı olduğu çok önemlidir. Yetişkin hayatımızda bizleri kaygılandıran her şeyin, çocuklarda da aynı şekilde tezahür edeceği düşüncesi yanlıştır. Çocuk kaygılanmazken ailenin tutumunun kararsız ve kaygılı oluşu çocuğun duygularını da değiştirir. Bu yüzden çocuğunuzun anaokuluna başlayabilecek düzeyde olup olmadığını iyi tahlil etmeniz gerekmektedir. Gerekirse bu konuda bir uzmandan da yardım almanız doğru olacaktır. Eğer çok mecbur değilseniz en az 2 yaşına kadar çocuk anaokuluna gönderilmemelidir. Anaokuluna vermek için çocuğun bakım vereninden ayrışma sürecine girmesi beklenmelidir. Bu süreci güven içinde yaşamış ve bitirmiş bir çocuğun anaokuluna daha çabuk adapte olabileceği ve daha mutlu olabileceğini görmek mümkündür.

Uzm. Psikolog Aslı Handan Avşar