Son yıllarda Tinder, Bumble, Hinge ve benzeri flört uygulamaları insanların tanışma ve ilişki kurma biçimlerini köklü bir şekilde değiştirdi. Daha önce sosyal çevreler, iş ortamları veya ortak arkadaşlar aracılığıyla kurulan ilişkilerin yerini giderek daha fazla dijital platformlar almaya başladı. Birkaç dakika içinde yüzlerce kişiye ulaşabilmek, ilk bakışta romantik ilişkiler açısından büyük bir özgürlük gibi görünse de birçok kişi bu uygulamaları kullandıkça kendisini daha yalnız, daha kararsız ve daha tatminsiz hissettiğini fark ediyor.
Peki neden?
Psikanalitik açıdan bakıldığında mesele yalnızca teknoloji değil, arzunun doğasıyla ilgilidir.
Arzu Neden Her Zaman Sahip Olunamayana Yönelir?
Psikanalizin temel kavramlarından biri arzunun hiçbir zaman tamamen doyurulamayacağıdır. İnsan yalnızca sahip olduğu şeyi değil, eksik olduğunu düşündüğü şeyi arzular. Bu nedenle arzu, tatmin edildiği anda çoğu zaman gücünü kaybetmeye başlar.
Dating uygulamaları tam da bu noktada dikkat çekici bir mekanizma yaratır. Kişi bir eşleşme elde ettiğinde kısa süreli bir haz yaşar. Ancak hemen ardından yeni profiller, yeni olasılıklar ve yeni heyecanlar ortaya çıkar. Böylece kişi ilişki kurmaktan çok, sürekli yeni bir olasılığın peşinden gitmeye başlayabilir.
Arzunun nesnesi artık karşıdaki kişi değil, sonsuz seçeneklerin kendisi haline gelir.
Seçim Fazlalığı Gerçekten Özgürlük mü?
Modern kültür bize ne kadar çok seçeneğimiz varsa o kadar mutlu olacağımızı öğretir. Oysa psikolojik araştırmalar bunun her zaman doğru olmadığını göstermektedir.
Dating uygulamalarında kullanıcılar yüzlerce hatta binlerce profile erişebilir. Bu durum başlangıçta özgürlük hissi yaratsa da zamanla karar vermeyi zorlaştırabilir. Çünkü kişi her seçim yaptığında aynı anda diğer tüm seçeneklerden de vazgeçmek zorunda kalır.
Bu nedenle birçok kullanıcı şu düşünceye kapılabilir:
"Ya daha iyisi varsa?"
Bu düşünce, mevcut ilişkiye yatırım yapmayı zorlaştırırken sürekli bir eksiklik hissini de beraberinde getirir. Karşıdaki kişiyle gerçek bir bağ kurmak yerine kişi zihninde henüz tanışmadığı ideal partnerin peşinden gitmeye devam edebilir.
İnsan mı, Profil mi?
Dating uygulamalarında ilk karşılaşma çoğu zaman birkaç fotoğraf ve kısa bir biyografi üzerinden gerçekleşir. Bu durum karşıdaki kişiyi bütünlüklü bir insan olarak görmek yerine onu belirli özelliklere indirgeme riskini taşır.
Psikanalitik açıdan bakıldığında insanlar çoğu zaman karşılarındaki kişiye değil, onun üzerine yükledikleri fantezilere âşık olurlar. Dijital ortamlar bu idealizasyonu daha da kolaylaştırır. Çünkü kişi karşısındakinin gerçekliğiyle değil, kendi zihninde yarattığı imajla ilişki kurar.
Gerçek bir karşılaşma yaşandığında ise hayal kırıklığı ortaya çıkabilir. Çünkü gerçek insanlar, fanteziler kadar kusursuz değildir.
Eşleşme Bağımlılığı
Birçok kullanıcı için dating uygulamaları yalnızca ilişki kurma aracı olmaktan çıkıp özsaygıyı düzenleyen bir mekanizmaya dönüşebilir.
Yeni bir eşleşme, alınan bir mesaj ya da beğeni kişinin kendisini çekici, değerli ve arzulanır hissetmesini sağlayabilir. Ancak bu duygu genellikle kısa sürelidir ve tekrar tekrar onay alma ihtiyacı doğurur.
Bu durumda kişi ilişki kurmaktan çok, arzulanıyor olduğunu hissetmeye ihtiyaç duymaya başlayabilir.
Başka bir deyişle, uygulama romantik bir araç olmaktan çıkar ve narsistik ihtiyaçları besleyen bir platforma dönüşür.
Neden Bu Kadar Çabuk Sıkılıyoruz?
Dating uygulamalarının sunduğu sürekli yenilik duygusu, birçok kişinin uzun süreli ilişkilerde yaşanan doğal durağanlığı tolere etmekte zorlanmasına neden olabilir.
Oysa gerçek yakınlık zamanla gelişir. Güven, bağlılık ve duygusal derinlik ilk birkaç görüşmede ortaya çıkmaz. Ancak sürekli yeni seçeneklerin görünür olması, kişiyi ilişki içerisindeki kaçınılmaz hayal kırıklıklarıyla yüzleşmek yerine yeni bir arayışa yöneltebilir.
Böylece kişi sürekli yeni insanlar tanırken, derin bağlar kurmakta zorlanabilir.
Sonuç
Dating uygulamaları tek başına iyi ya da kötü değildir. Birçok insan için anlamlı ilişkilerin başlangıç noktası olabilirler. Ancak bu platformlar aynı zamanda modern insanın arzu, eksiklik, beğenilme ihtiyacı ve tatminsizlikle olan ilişkisini görünür kılar.
Psikanalitik açıdan bakıldığında asıl soru şudur:
Karşımızdaki insanı mı arıyoruz, yoksa onun aracılığıyla eksik olduğunu düşündüğümüz bir parçayı mı tamamlamaya çalışıyoruz?
Belki de dating uygulamalarının bize gösterdiği en önemli şey, arzunun hiçbir zaman yalnızca karşıdaki kişiyle ilgili olmadığıdır. Arzu, aynı zamanda kendimizle kurduğumuz ilişkinin de bir yansımasıdır.
Face to Face Therapia olarak ilişki sorunları, bağlanma güçlükleri, ayrılık süreçleri ve tekrar eden ilişki döngüleri üzerine psikodinamik ve psikanalitik psikoterapi desteği sunuyoruz. İlişkilerinizde yaşadığınız zorlukları daha derinlemesine anlamak ve bilinçdışı ilişki örüntülerinizi keşfetmek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Powered by Froala Editor
